Ana içeriğe geç

Bölüm 31:Spektrum ve Kuşaklar

9 dakikalık okumaGüncelleme:

Ağlar'a “Sen”i Katmak yazısının parçası: adres çubuğuna yazdığın tek bir isteğin peşinden bakırla fiberin fiziğine kadar inen uzun bir teknik yolculuk.

Tüm bölümler
  1. Giriş
  2. Adres Çubuğundan İsteğe
  3. Paket Anahtarlamalı Yol
  4. İsimden Adrese
  5. Önbellek, Tazelik ve Güven
  6. Port Numarası ve Soket
  7. Bağlantısız Taşıma: UDP
  8. Üç Adımlı El Sıkışma
  9. Simetrik Şifreleme
  10. Açık Anahtarlı Kriptografi
  11. TLS El Sıkışması
  12. Sertifika Zinciri
  13. HTTP Mesajının Anatomisi
  14. Durum, Çerez ve Oturum
  15. HTTP/2'den HTTP/3'e
  16. İçerik Dağıtım Ağları
  17. Diğer Uygulama Protokolleri
  18. Katmanlı Mimari
  19. Kapsülleme ve Başlıklar
  20. Paket Yakalama ve Çözümleme
  21. Ağ Arayüz Kartı
  22. Fiziksel Adresleme
  23. Hata Sezme ve CRC
  24. Adres Çözümleme: ARP
  25. Anahtarlama ve Ortam Erişimi
  26. Ağ Topolojileri
  27. Sanal Yerel Ağlar
  28. Kablosuz Erişim: 802.11
  29. Radyo Kanalı ve Kapasite
  30. Kablosuz Ağ Güvenliği
  31. Hücresel Ağlar
  32. Spektrum ve Kuşaklar
  33. Hareketlilik ve Aktarma
  34. Adres Kiralama: DHCP
  35. Adresin Anatomisi
  36. Adres Tükenmesi ve IPv6
  37. Yönlendirici Mimarisi
  38. Kuyruk Yönetimi
  39. Cihaz Yapılandırma
  40. Yönlendirme Protokolleri
  41. Kontrol Düzlemi ve SDN
  42. Ağ İzleme ve Yönetimi
  43. Alanlar Arası Yönlendirme
  44. Adres Çevirisi
  45. Ara Kutular
  46. Tünelleme ve IPsec
  47. Güvenlik Duvarları
  48. Operatör ve Metro Ağları
  49. Bitten Sinyale
  50. Çoklama Teknikleri
  51. İletim Ortamları
  52. Kablo Sonlandırma
  53. Fiber Optik İletim
  54. Bakır Erişim Ağı: DSL
  55. Pasif Optik Ağlar
  56. Kablo Erişim Ağları
  57. Denizaltı Kabloları
  58. Veri Merkezi Ağları
  59. Kapsülleme Çözme
  60. Güvenilir Aktarım
  61. Tıkanıklık Denetimi
  62. Trafik Çözümleme
  63. Gecikme Bütçesi
  64. Son Söz

Telefonun bir hücreye bağlandı ve trafiğin akmaya başladı. Hangi frekansta aktığını söylemedim.

Frekans sınırlı bir kaynak. Bir bandı kullanmak, o bandın sahibinden izin almak demek. Peki sahibi kim?

Frekansı kim dağıtıyor?

Radyo spektrumu ulusal bir varlık sayılıyor ve sahibi ülkenin kendisi oluyor. Bandın hangi hizmete açılacağına ulusal hükûmet karar veriyor. Aynı frekans iki ülkede iki ayrı işe tahsis edilmiş olabiliyor.

Bu yüzden bir üst kat var. ITU Telsiz Tüzüğü dünyayı üç bölgeye ayırıyor ve tahsis tabloları bölgeden bölgeye değişiyor. Türkiye Bölge 1’de, Amerika kıtası Bölge 2’de. Bir bandın hücresel hizmete açılması işte bu ölçekte bir karar. WRC-27’nin 1.2 numaralı gündem maddesi 6,425 ile 7,125 GHz arasını ve 10 ile 10,5 GHz arasını tartışıyor.

Amerika’nın ulusal frekans tahsis çizelgesi: 3 kHz’ten 300 GHz’e uzanan spektrum, her dilimi ayrı bir hizmete verilmiş yüzlerce renkli şeride bölünmüş. Bandın boş bir yeri yok; her aralığın tahsis edilmiş bir sahibi var.

Ülke içinde dağıtımı düzenleyici kurum yapıyor; Türkiye’de bu işi BTK yürütüyor. IMT hizmetleri için yapılan yetkilendirme ihalesi 26 Ağustos 2015’te sonuçlandı ve hizmet 1 Nisan 2016’da başladı. Baz istasyonu seni tanıyıp çekirdek ağa bağlıyordu; o bağlantının hangi frekansta kurulduğuna karar veren zincir buraya kadar uzanıyor.

Kullanım hakkının verilme biçimi üçe ayrılıyor ve üçü ayrı bir bedelle geliyor.

kullanımkim yayın yapabilirbedeli
lisanslıihaleyi kazanan tek sahipbant parayla alınır
paylaşımlıöncelikli kullanıcı yokken herkesöncelikli gelince çekilirsin
lisanssızgüç sınırına uyan herkesgirişimi kimse engellemez

Lisanslı bantta tek sahip var ve o sahip tipik olarak bir hücresel operatör. Başka kimse orada yayın yapmadığı için operatör girişimi kendi ağının içinde tutuyor. 3,5 GHz civarındaki paylaşımlı bant ise özel 5G kurulumlarına örnek: bir fabrika lisans satın almadan kendi hücresel ağını burada kurabiliyor.

Lisanssız bant herkese açık ama kuralsız değil. Kuralların ilki verici gücüne konan sınır. Bedelini de ödüyorsun: 2,4 GHz’te mikrodalga fırınla bebek telsizinin işareti seninkine karışıyor ve bunu engelleyen kimse yok.

Lisanssız bantta çözüm, girişimi önlemek yerine ondan kaçmak oluyor. Bluetooth bunu açıkça yapıyor. 2,4 ile 2,5 GHz arasını 1 MHz’lik 79 kanala bölüyor. Her zaman diliminden sonra başka bir kanala atlıyor. Girişim yapan cihaz tek bir kanalı tutuyorsa, atlama dizisinde o kanala ara sıra denk geliyorsun. Bozulan çerçeve bir sonraki dilimde başka bir frekanstan gidiyor.

Bandın içi nasıl bölünüyor?

Spektrum üç basamaklı bir hiyerarşi. Bant içinde birden çok kanal var, her kanalın içinde de birden çok alt kanal.

Kanal dediğimiz şey, taşıyıcı frekansın çevresinde ortalanmış belirli bir bant genişliği. Bant genişliği burada birebir bandın genişliği demek: sinyalin kapladığı frekans aralığının Hz cinsinden eni. Aynı terimi gecikme bileşenlerini ayırırken saniyede taşınan bit sayısı diye ölçmüştük. Aynı kelime, iki ayrı büyüklük.

Bandı kanallara bölmek fiziğin değil düzenlemenin işi. 2,4 GHz bandı ülkeye göre 11 ile 14 arası kanala bölünüyor; sayının ülkeden ülkeye değişmesi bunu kanıtlıyor.

Kanalı büyütmek doğrudan komşusundan yer almak demek. 2,4 GHz’in üç örtüşmeyen kanalını ve 5 GHz’in 23 kanalını saymıştık. Yanlarına genişliklerini yazınca fark ortaya çıkıyor: üç kanal 60 MHz eder, yirmi üç kanal 460 MHz. Aynı 20 MHz’lik kalıpla 5 GHz bandı 7,7 kat daha fazla yer veriyor.

İlan edilen genişliğin tamamı da veriye gitmiyor. Komşu kanallar birbirine karışmasın diye aralarına koruyucu bant bırakılıyor. O boşluk hiçbir veri taşımadan bandın bir kısmını yiyor.

Sayıya dökelim. 10 MHz’lik bir hücresel kanal 50 kaynak bloğuna bölünüyordu. Her blok frekansta 180 kHz yer tutuyor. Elli blok 9 MHz eder. İlan edilen genişliğin %90’ı veriye gidiyor; kenarda kalan 1 MHz koruyucu bandın bedeli.

İlk iki basamağı kendi makinende görebilirsin. Linux’ta tek komut menzildeki her ağı frekansıyla birlikte listeliyor:

nmcli -f SSID,CHAN,FREQ,SIGNAL device wifi list

FREQ sütunu taşıyıcı frekansı megahertz cinsinden veriyor, CHAN ise aynı taşıyıcının bant içindeki kanal numarasını. Üçüncü basamak o çıktıda görünmüyor; alt kanalları yalnızca radyonun kendisi biliyor.

Hücresel tarafta aynı işi modem yöneticisi görüyor ve tek satır yetiyor:

mmcli -m 0

Çıktı modemin bağlandığı operatörü, kullandığı erişim teknolojisini ve o an üstünde durduğu bandı yazıyor. Kanalı Wi-Fi’da sen seçiyorsun. Hücresel bantta o seçimi şebeke yapıyor.

İki yön aynı spektrumu nasıl paylaşıyor?

Kanalları saydık ama bir soruyu atladım: aynı anda hem gönderip hem alman gerekiyor. Bu iki yön spektrumu nasıl bölüşüyor?

İki cevap var ve ikisi de bu kitapta tanıdık bir ayrımın tekrarı — frekansta mı bölersin, zamanda mı?

Frekans bölmeli çift yönlülük (FDD) iki ayrı bant kullanıyor: biri upstream, biri downstream (aşağı yön). İkisi arasında bir de çift yönlülük boşluğu bırakılıyor, çünkü kendi vericinin kendi alıcını sağır etmemesi gerekiyor. Kazancı gerçek eşzamanlılık; bedeli spektrumun çift olarak tahsis edilmesi ve bölüşümün sabit kalması.

Zaman bölmeli çift yönlülük (TDD) tek bir bant kullanıyor ve yönler sırayla konuşuyor. İki kazancı var. Birincisi eşleştirilmemiş spektrum yetiyor — ki yüksek bantlarda bulunan neredeyse hep budur. İkincisi ve daha önemlisi, bölüşüm ayarlanabilir: trafik indirme ağırlıklıysa zaman dilimlerinin dörtte üçünü downstream’e verirsin.

Bu ikinci nokta kablo şebekesinin derdinin tam çözümü. Orada upstream ile downstream arasındaki bölüşüm spektrumun içine donanımla gömülü ve değiştirmek için her yükseltece kamyon çıkması gerekiyor. TDD’de aynı bölüşüm bir yazılım ayarı.

Bedava değil. TDD’de komşu baz istasyonlarının saatleri birbirine kilitli olmak zorunda: biri yayın yaparken öteki aynı frekansta dinliyorsa, komşusunun sinyali kendi alıcısını boğar. Bu yüzden TDD şebekeleri GPS ya da benzeri bir zaman kaynağıyla senkronize çalışır ve komşu operatörler bölüşüm desenini bile birbirine uydurmak zorunda kalır. FDD böyle bir koordinasyon istemiyordu.

Kuşakların tercihi de buradan okunuyor: alt bantlarda eski FDD tahsisleri sürüyor, 5G’nin orta ve yüksek bantları ise ezici çoğunlukla TDD. Eşleştirilmiş spektrumun kıt ve pahalı olmasının sebebi de bu.

Yukarı çıkmanın bedeli ne?

Radyo sinyali yayıldıkça güç kaybediyor. Sebebi bir engel değil; sinyal gittikçe daha geniş bir alana yayılıyor. Yol kaybı frekans ile mesafenin çarpımına bağlı büyüyor. Kaybın formülünü 48. bölüme bırakmıştım; burada yalnızca sonucunu kullanıyorum.

Sonuç şu. 3,5 GHz yerine 26 GHz kullanmak aynı mesafede yaklaşık 55 kat daha fazla yol kaybı demek. Aynı kaybı korumak istersen menzil 7,43 kat kısalıyor, yani %13,5’e iniyor: 1 km yerine 135 m. Kapsanan alan yarıçapın karesiyle orantılı olduğu için aynı coğrafi alanı örtmek yaklaşık 55 kat daha fazla hücre istiyor. Fatura doğrudan direk sayısına yazılıyor.

Elindeki cihaz bu hesabı kurtarmıyor. Bir mobil cihazın tipik azami verici gücü 250 mW, yani 24 dBm. Bant yükseldikçe bu sayı büyümüyor. Kaybı aynı ölçekte yazalım: 55 kat 17,4 dB’ye karşılık geliyor. Gücün sabitken bu farkı anten kazancından ya da kısalan mesafeden bulmak zorundasın.

Sektör bantları üç sınıfta konuşuyor. Bu üçlü ayrım kesin bir standart değil, sektörün konuşma dili.

sınıffrekansmenziltipik hız
düşük bant1 GHz altı16 km ve üzeri50-250 Mbit/s
orta bant1-6 GHz8 km mertebesinde100-900 Mbit/s
yüksek bant25-66 GHz1,6 km altı3 Gbit/s’e yakın

Düşük bantta uzağa gitmenin bedeli doğrudan hızdan ödeniyor. Orta bant ikisini dengeliyor ve 1,8 GHz ile 3,3-3,8 GHz arası bu aralığın en çok kullanılan yeri. Yüksek bandın adı milimetre dalga; 26, 40, 50 ile 66 GHz bu aralıkta yaygın olan bantlar. Adın kendisi bir ölçüden geliyor ve hesabı basit. Dalga boyu, ışık hızının frekansa bölümü. Işık saniyede 300.000 km gidiyor; 26 GHz’te dalga boyu 11,5 mm çıkıyor, 71 GHz’te 4,2 mm’ye iniyor. Aynı bölme 3,5 GHz’te 86 mm veriyor. Milimetre dalga görüş hattı istiyor, yani ağaç ve bina arkasına geçemiyor. Wi-Fi da bunu denedi: 60 GHz’te çalışan 802.11ad 7 Gbit/s’e ulaşıyor ve odadan çıkamadığı için yaygınlaşamadı.

Aynı bedeli evinde de ödüyorsun. 2,4 GHz’te yayın yapan bir access point kapalı alanda onlarca metre, açık alanda bunun birkaç katı kadar kapsıyor. 5 GHz’te yapılan yayın duvar gibi engellerce daha fazla emiliyor ve aynı cihazın kapalı alandaki kapsaması düşük kalıyor.

Cetvelin neresinde duruyoruz?

Sektörün konuşma dilinin karşısında bir de belge dili var. 3GPP TS 38.104 frekans aralıklarını isimlendiriyor: FR1 410 MHz ile 7,125 GHz arasını, FR2 ise 24,25 GHz ile 71 GHz arasını kapsıyor. Sınırlar belirtimde 5.1-1 numaralı çizelgede duruyor ve hepsi megahertz cinsinden yazılı: 410 MHz’ten 7.125 MHz’e, 24.250 MHz’ten 71.000 MHz’e. İki aralığın arasında bir boşluk kalıyor ve o boşluğun adı sonradan kondu. 7,125-24,25 GHz dilimi FR3, yani üst orta bant. 6G tartışmalarında “altın bant” diye anılan yer burası.

O sıfat bir hesabın kısaltması. Yol kaybı karşılaştırmasını 10 GHz için tekrarlayalım: 3,5 GHz’e göre 8,2 kat kayıp çıkıyor, 26 GHz’teki 55 katın yerine. Aynı kaybı korursan menzil 1 km yerine 350 m oluyor. 26 GHz’te 135 m’ye inmişti. FR3 kapasiteyi mmWave’in fiyatına almıyor.

Genişlikleri yan yana koyunca fark ortaya çıkıyor: FR1’in tamamı 6,715 GHz tutuyor. FR3 tek başına 17,125 GHz, yani FR1’in 2,55 katı. FR2 ise 46,75 GHz eder ve FR1’in yaklaşık 7 katına çıkıyor. Bugünkü hücresel şebekelerin üstünde durduğu aralık, cetvelin en dar ucu.

Kuşakların cetvel üstünde nereye düştüğünü yan yana görelim:

3GPP frekans aralıkları: aynı cetvelde FR1, FR3 ve FR2
Aynı cetvelde üç aralıkartan frekans410 MHz7,125 GHz24,25 GHz71 GHzFR1 · 6,715 GHzFR3 · 17,125 GHzFR2 · 46,75 GHzFR2 tek başına FR1'in 6,96 katı.FR1 tarafı: 16 km'den 8 km'ye menzil, 50-900 MbpsFR2 tarafı: 1,6 km'nin altı, 3 Gbit/s'e yakın hız3,5 GHz yerine 26 GHz: 55 kat yol kaybı.1 km'lik menzil 135 m'ye iner; aynı alan 55 kat hücre ister.FR3 hücresele henüz kapalı; WRC-27 gündem 1.2 kapıyı zorluyor.FR1FR3FR2
Tek cetvel, üç aralık. Aynı doğrusal eksende üç aralık yan yana duruyor: FR1 410 MHz ile 7,125 GHz arası, FR3 7,125-24,25 GHz arası, FR2 24,25-71 GHz arası.
  1. Tek cetvel, üç aralık. Aynı doğrusal eksende üç aralık yan yana duruyor: FR1 410 MHz ile 7,125 GHz arası, FR3 7,125-24,25 GHz arası, FR2 24,25-71 GHz arası.
  2. Genişlikler yan yana. FR1'in tamamı 6,715 GHz, FR3 17,125 GHz, FR2 ise 46,75 GHz. Bugünkü hücresel şebekelerin durduğu yer cetvelin en dar ucu.
  3. Menzil ve hız ters çalışıyor. Aşağıda menzil uzun, hız düşük; yukarıda menzil kısa, hız yüksek. Aynı eksende iki büyüklük birbirinin tersine gidiyor.
  4. Yukarı çıkmanın faturası. 3,5 GHz yerine 26 GHz seçmek aynı mesafede 55 kat yol kaybı demek; menzil %13,5'e iniyor ve aynı alan için 55 kat hücre gerekiyor.
  5. Arada kalan boşluk. FR1 ile FR2 arasındaki FR3 hücresel hizmete henüz açık değil. WRC-27'nin 1.2 numaralı gündem maddesi bu boşluğun alt ucunu tartışıyor.

Kuşak atlamak radyo tarafında ne değiştiriyor? En somut karşılığı taşıyıcı genişliğinde görüyorsun. Tek bir taşıyıcının azami genişliği 4G’de 20 MHz, 5G’de 100 MHz: radyoya verilen frekans dilimi 5 kat genişledi. İkincisi alt taşıyıcı aralığı. 4G’de bu aralık tek bir değere, 15 kHz’e sabitlenmişti; 5G onu 15, 30, 60 ve 120 kHz arasında seçilebilir yaptı, çünkü yüksek bantta dar alt taşıyıcı işe yaramıyor.

DerinleşmeKuşakların takvimini kim tutuyor?

Pazarlama “5G” diyor, standart yazan kurumlar başka bir dil konuşuyor. ITU-R kuşakları IMT numaralarıyla anıyor: 3G IMT-2000, 4G IMT-Advanced, 5G IMT-2020. 6G da IMT-2030 çerçevesinde tanımlanacak. Numaradaki yıl bir çıkış günü değildir; çerçevenin hedef yılıdır.

Belirtim tarafını 3GPP yürütüyor ve sürüm sürüm ilerliyor. 5G-Advanced’i taşıyan Release 19, 2026 başında donduruldu. Release 20 çift kulvarlı yürüyor: 5G-Advanced çalışmalarıyla 6G çalışmaları aynı sürümün içinde birlikte gidiyor. İlk normatif 6G sürümü Release 21 olacak ve ASN.1 dondurma hedefi Mart 2029.

Asıl olay o “dondurma” kelimesinde. Bir kuşak, bir lansman gününde başlamıyor; belirtim metni değişmez ilan edildiğinde başlıyor. Üretici çip tasarımını o tarihe göre kilitliyor, operatör yatırım planını o tarihe göre yapıyor. Dondurma olmadan iki üretici aynı belirtimin iki ayrı sürümünü uygular ve ortaya birbiriyle konuşamayan iki cihaz çıkar. Bandın açılması ise ayrı bir takvime, WRC toplantılarına bağlı.

Kuşak dediğimiz şey bu iki takvimin kesiştiği yerde doğuyor. Bir üçüncüsü ulusal: belirtim donsa ve bant tahsis edilse bile hizmet, düzenleyicinin yetkilendirmesini beklemek zorunda. Pazarlama adı en son takılıyor, üstelik çoğu zaman ilk şebeke açıldıktan sonra.

Özet

Peki, ne öğrendik?

  • Spektrumun sahibi devlettir: bir bandı kullanmak ulusal bir izne bağlıdır, ve o izin lisanslı, paylaşımlı ya da lisanssız biçimde verilir.
  • Lisanssızın bedeli girişimdir: bant bedavadır ama davranış kurallıdır, ve aynı frekansta konuşan cihazları kimse birbirinden ayırmaz.
  • Yukarı çıkmak menzil yakar: 3,5 GHz yerine 26 GHz seçmek yol kaybını 55 kat artırır ve aynı alanı örtmek 55 kat hücre ister.
  • Kuşak bir frekans dilimidir: 4G’nin 20 MHz’lik taşıyıcısı 5G’de 100 MHz’e çıktı ve alt taşıyıcı aralığı sabit olmaktan çıktı.

Frekansın nereden geldiğini ve neyin karşılığında geldiğini artık biliyorsun. Bandı seçtin, hücreye bağlandın, sonra yürümeye başladın. Peki attığın her adımda bağlandığın hücre değişirken bağlantın neden kopmuyor?

32. bölüme devam et: Hareketlilik ve Aktarma