Ana içeriğe geç

Bölüm 59: Bakır Erişim Ağı: DSL

9 dakikalık okumaGüncelleme:

Ağlar'a “Sen”i Katmak kitabının bir bölümü: adres çubuğuna yazdığın tek bir isteğin peşinden bakırla fiberin fiziğine inip karşı taraftan geri dönen uzun bir teknik yolculuk.

Kısım 8: Kabloda ve Camda (Bölüm 52-64)

Tüm bölümler
  1. Giriş
  2. Adres Çubuğundan İsteğe
  3. Paket Anahtarlamalı Yol
  4. İsimden Adrese
  5. DNS Kayıtları
  6. Önbellek, Tazelik ve Güven
  7. Port Numarası ve Soket
  8. Bağlantısız Taşıma: UDP
  9. Üç Adımlı El Sıkışma
  10. Simetrik Şifreleme
  11. Açık Anahtarlı Kriptografi
  12. TLS El Sıkışması
  13. Sertifika Zinciri
  14. HTTP Mesajının Anatomisi
  15. Durum, Çerez ve Oturum
  16. HTTP/2'den HTTP/3'e
  17. İçerik Dağıtım Ağları
  18. Diğer Uygulama Protokolleri
  19. Katmanlı Mimari
  20. Hizmet ve Protokol
  21. Encapsulation ve Başlıklar
  22. Paket Yakalama ve Çözümleme
  23. Ağ Interface Kartı
  24. Fiziksel Adresleme
  25. Hata Sezme ve CRC
  26. Adres Çözümleme: ARP
  27. Ortam Erişimi: CSMA/CD
  28. Switch'ler
  29. Ağ Topolojileri
  30. Sanal Yerel Ağlar
  31. Kablosuz Erişim: 802.11
  32. Radyo Kanalı ve Kapasite
  33. Kablosuz Ağ Güvenliği
  34. Hücresel Ağlar
  35. Spektrum ve Kuşaklar
  36. Hareketlilik ve Aktarma
  37. Adres Kiralama: DHCP
  38. Adresin Anatomisi
  39. Adres Tükenmesi ve IPv6
  40. Router Mimarisi
  41. Kuyruk Yönetimi
  42. Cihaz Yapılandırma
  43. Routing Protokolleri
  44. Kontrol Düzlemi ve SDN
  45. Ağ İzleme ve Yönetimi
  46. Alanlar Arası Routing
  47. Adres Çevirisi
  48. Ara Kutular
  49. Tünelleme ve IPsec
  50. Firewall'lar
  51. Ağ Saldırıları
  52. Operatör ve Metro Ağları
  53. Bitten Sinyale
  54. Sembol Hızı ve Kanal Kapasitesi
  55. Multiplexing Teknikleri
  56. İletim Ortamları
  57. Bakır Kablo Sonlandırma
  58. Fiber Sonlandırma
  59. Fiber Optik İletim
  60. Bakır Erişim Ağı: DSL
  61. DSL'de Hız ve Mesafe
  62. Pasif Optik Ağlar
  63. Kablo Erişim Ağları
  64. Kablo Modem ve CMTS
  65. Denizaltı Kabloları
  66. Veri Merkezi Ağları
  67. Encapsulation Çözme
  68. Güvenilir Aktarım
  69. Tıkanıklık Denetimi
  70. Trafik Çözümleme
  71. Gecikme Bütçesi
  72. Soket Programlama
  73. Eşten Eşe ve Protokol Tasarımı
  74. Uyarlanır Video Akışı
  75. Gerçek Zamanlı Ses ve Görüntü
  76. Kablosuz Sensör Ağlarının Mimarisi
  77. Sensör Ağlarında Ortam Erişimi
  78. Sensör Ağlarında Yönlendirme ve IP
  79. Zaman Eşitleme ve Konum Bulma
  80. Sensör Ağı Uygulamaları
  81. Mobil Kablosuz Sensör Ağları
  82. Son Söz

Camın içinde ışığı tutan fiziği kurduk ve fiber artık şehirlere kadar iniyor. Ama pek çok eve hâlâ bakır giriyor, üstelik o bakır internet için çekilmedi. Türkiye’de denge daha yeni değişti: BTK’nin 2026 ilk çeyrek verilerine göre sabit genişbant aboneliklerinin yüzde 48,5’i fiber, yüzde 39,3’ü hâlâ bakır üstündeki DSL; eve kadar fiber tek başına DSL’i ilk kez geride bıraktı.

Duvarındaki telefon prizinin arkasındaki iki tel, belki senden yıllarca önce, yalnızca ses taşısın diye döşendi. Bugün aynı iki tel sana onlarca megabit veriyor. Peki ses için çekilmiş bir tel bunu nasıl yapıyor?

Evden ilk router’a

İsteğin evden çıkıp operatörün ağına girdiği parçanın bir adı var: erişim ağı (access network). Tanımı kısa: bir uç sistemi, yani bilgisayarını ya da telefonunu, yolundaki ilk router’a bağlayan ağ. O ilk router operatörün sana en yakın router’ıdır ve adı kenar router (edge router). Evdeki kutu da bir router, ama o senin ağının kapısı; erişim ağı o kapıyı operatörün kenar router’ına bağlayan hat. 51. bölümdeki metro halkası ve omurga kenar router’ın arkasında başlıyor.

Bu hattı bugün dört yoldan biri kuruyor ve dördünün de iki ucunda aynı ikili duruyor: evde bir modem, karşıda operatörün onu sonlandıran cihazı.

erişim yoluevdeki uçoperatördeki uçhat
DSLDSL modemDSLAMtelefonun bakır çifti
kablokablo modemCMTSkablo TV’nin koaksiyeli
eve kadar fiberONTOLTcam lif
mobiltelefonun kendisibaz istasyonuradyo

Operatördeki uca sonlandırıcı denmesinin sebebi işinde: evden gelen fiziksel sinyal orada biter, içindeki veri operatörün ağına oradan girer. Mobil erişimi 33. bölümde görmüştün; bu bölüm ile bir sonraki bakırı, ardından gelen üç bölüm fiberi ve kabloyu açıyor. Evdeki Wi-Fi bu tabloda yok, çünkü o bilgisayarını operatöre değil evdeki kutuya bağlıyor; ders kitapları onu evin ve kurumun içindeki erişim ağı olarak ayrıca sayar.

Ses için çekilmiş bir tel

Evinden çıkan bakır çiftin adı abone hattıdır; sahada son mil, düzenleme metinlerinde yerel ağ diye de geçer. 51. bölümde ona yerel döngü demiştik. Tek başına ilerlemiyor: sokaktaki ek kutularında yüzlerce kardeşiyle aynı demetin içine giriyor, saha dolabından geçiyor ve santral denen binada bitiyor. Santral, o mahalledeki bütün bakır çiftlerin toplandığı yer; içeride binlerce, büyük şehirlerde on binlerce çift, ana dağıtım çatısı denen dev bir çerçevede (main distribution frame, MDF) uçları görünecek şekilde sonlanır.

Bir apartmanı düşün. Her dairenin prizinden çıkan çift binanın girişindeki dağıtım kutusuna iniyor. Oradan sokağa çıkan kablonun içinde daire sayısı kadar, çoğu zaman yedekle birlikte daha fazla çift var: binanın tek bir hattı yok, her dairenin kendi hattı var. Kablo sokakta saha dolabına, gündelik dildeki adıyla kabine giriyor; dolaptan santrale giden daha kalın kablo pek çok binanın çiftlerini birlikte taşıyor. Yol boyunca demet kalınlaşıyor, ama içindeki her çift baştan sona tek bir aboneye ait. 63. bölümde göreceğin kablo TV tesisatıyla aradaki en büyük fark bu: orada bir sokaktaki evler aynı kabloyu paylaşıyor, burada her daire santrale kadar kendi telinde.

Bu hattın taşıması gereken tek şey uzun süre insan sesiydi. 54. bölümde gördüğün gibi konuşmanın anlaşılırlığı için 300 ile 3.400 hertz arası yeter; telefon şebekesi de her hatta 4 kilohertzlik bir kanal ayırdı. Bakır çiftin fiziksel olarak taşıyabildiği bant ise bundan yüzlerce kat geniş; telefon şebekesi elindeki kapasitenin küçük bir dilimini kullanıyordu. Yani hattın üstünde, ilk dört kilohertzin bittiği yerden başlayan, onlarca yıl boş duran kocaman bir frekans alanı vardı.

Bir santral binasındaki ana dağıtım çatısı: tavana kadar yükselen sıralar boyunca binlerce bakır çiftin ucu tek tek sonlanmış, aralarına etiket kartları takılı. Soldaki merdiven ölçeği veriyor; mahalledeki her abone hattı bu duvarda bir uç.

Çevirmeli modem neden 56 kilobitte kaldı?

DSL’den önce de bu telden internete giriliyordu. Bilgisayarın yanındaki kutunun adı modemdi ve ad iki işinin kısaltmasıydı: modülatör ile demodülatör. Modülasyon giden bitleri hattın taşıyabileceği bir dalgaya bindirmek, demodülasyon da gelen dalgadan bitleri geri okumak demek. Yani modem sayısal veriyi analog bir sinyale çeviriyor, karşı uçtaki modem de o analog sinyalden sayısal veriyi geri çıkarıyor. Çevirmeli modemin bindirdiği dalga düpedüz sesti; bağlanırken duyduğun cızırtı, iki modemin hattı yoklayıp ortak bir hızda anlaşmasının sesiydi. Bugün evindeki kutuya da modem deniyor ama o kutu modemden fazlası: içinde bir router, bir switch, bir access point ve adres dağıtan bir sunucu da var (36. bölüm).

Çevirmeli modemler 1990’ların ortasında saniyede 33,6 kilobitte duvara dayandı ve duvarın yerini kendin hesaplayabilirsin. Santral her konuşmayı 4 kilohertzlik kanala süzüyordu; kanalın kullanılabilir kısmı 300 ile 3.400 hertz arası, yani 3.100 hertz civarıydı. İyi bir hatta sinyal gürültünün yaklaşık 35 desibel üstünde kalıyordu. İkisini 53. bölümdeki Shannon sınırına koy:

C = 3.100 × log₂(1 + 3.162) ≈ 3.100 × 11,6 ≈ 36.000 bit/s

33,6 kilobit bu tavanın yüzde 93’ü. Kalan payı kimse kapatamadı, çünkü duvar modemin içinde değil hattın bandındaydı.

Sonra 56 kilobit geldi ve sınırı aşmış gibi göründü. Aşmadı, yanından dolandı. Santralin içi çoktan sayısaldı: her ses hattı saniyede 8.000 kez örneklenip her örnek 8 bitle yazılıyordu, yani 54. bölümdeki darbe kod modülasyonuyla hat başına 64 kbit/s. İnternet servis sağlayıcısı santrale sayısal bağlandığında aşağı yöndeki yolun tek analog parçası santral ile evin arasındaki tel kalıyordu. Modem artık bir sesi değil, santraldeki dönüştürücünün üreteceği gerilim basamaklarını hedefliyordu ve örnek başına 8 bitin 7’sini güvenle taşıyabildi: 8.000 × 7 = 56.000. Yukarı yönde bu hile işlemiyordu; yükleme hızı 33,6’da kaldı.

İki sayının anlattığı ders DSL’in bütün fikri. Darboğaz tel değildi. Tel megahertzleri taşıyabiliyordu; sınırı santraldeki 4 kilohertzlik süzgeç ile 64 kilobitlik dönüştürücü koyuyordu. Çözüm de buradan çıkıyor: veriyi o süzgece hiç sokma.

DSL’in (digital subscriber line, sayısal abone hattı) tek fikri budur: sesi yerinde bırak, üstündeki boşluğu veriye ver.

Boş bandı kullanmak

Boşluğu kullanmanın yolu bandı tek parça hâlinde sürmek değil, ince dilimlere bölmek. DSL, kullanılabilir bandı 4.312,5 hertzlik dar şeritlere ayırır; yöntemin adı DMT (discrete multitone). Her şerit kendi taşıyıcısını taşır ve saniyede 4.000 sembol gönderir. Bir şeride kaç bit yükleneceğine ise o şeridin kendi durumu karar verir.

Karar mekanizması işin can damarı. Modem hattı açarken bütün şeritleri tek tek yoklar, her birinde sinyalin gürültüye oranını ölçer ve o şeride kaç bitlik bir takımyıldız sığacağını belirler. Temiz bir şerit on beş bit taşır, gürültülü bir şerit iki bit taşır, umutsuz bir şerit hiç kullanılmaz. Hattın toplam hızı, bütün şeritlerin taşıdığı bitlerin toplamıdır.

Bu yüzden DSL’de hız basamaklı değil süreklidir. Hat açıldıktan sonra bir bölge bozulursa modem bitleri o bölgeden daha temiz şeritlere kaydırabiliyor (bit swapping). Bozulma büyükse hat yeniden eğitiliyor ve birkaç yüz kilobit daha düşük bir hızda senkron oluyor. 31. bölümdeki OFDM’in fikri burada bakır üstünde çalışıyor: bandı ince şeritlere böl, her şeride kendi kapasitesince yükle.

Şeritler bandın içine gelişigüzel dağılmıyor. Bant üç bölgeye ayrılmış: en altta ses, onun üstünde yükleme yönü, en üstte indirme yönü.

bölgefrekanstaşıdığı
ses0 – 4 kHztelefon konuşması
upstream25 – 138 kHzevden santrale giden veri
downstream138 kHz – 1,1 MHz (ADSL2+‘ta 2,2 MHz)santralden eve gelen veri

Ders kitaplarında daha yuvarlak sınırlar görürsün: 0-4 kHz ses, 4-50 kHz upstream, 50 kHz-1 MHz downstream. Mantık aynı; yukarıdaki sınırlar ADSL standardının kendi şerit numaralarından geliyor. Sesle veri arasında bırakılan boşluk da boşa değil: iki bölgeyi birbirinden ayıracak süzgecin payı o.

Ses ile veriyi ayıran şey bir filtredir. Abone tarafında bu iş küçük bir ayırıcı ya da her telefonun önüne takılan mikrofiltre ile yapılır: telefona yalnızca ilk dört kilohertz geçer, modeme yalnızca üstü. Filtresiz takılan bir telefon, konuştuğun sürece üst banda gürültü basar ve hattın senkronunu düşürür. Santral tarafında da bir ayırıcı sesi telefon switch’ine yollar; veri ise DSLAM’a (DSL access multiplexer) gider. DSLAM yüzlerce hattın verisini toplayıp işletmecinin veri ağına verir.

Daireden santrale giden yolun tamamını ve ses ile verinin nerede ayrıldığını birlikte izleyelim:

Daireden santrale abone hatları
apartman3. daire2. daire1. dairesaha dolabıkabinsantralMDFayırıcıtelefonşebekesiDSLAMBNGkenar routerayrı çiftlerdemet0-4 kHz25 kHz üstüevde de bir ayırıcı var:ses telefona, üst bant modeme
Her dairenin kendi çifti var. Binanın tek bir telefon hattı yok. Her dairenin prizinden çıkan bakır çift ayrı ayrı iniyor ve sokaktaki saha dolabına aynı demetin içinde, ama birbirine karışmadan ulaşıyor.
  1. Her dairenin kendi çifti var. Binanın tek bir telefon hattı yok. Her dairenin prizinden çıkan bakır çift ayrı ayrı iniyor ve sokaktaki saha dolabına aynı demetin içinde, ama birbirine karışmadan ulaşıyor.
  2. Dolaptan santrale kalın bir kablo gidiyor. Saha dolabında pek çok binanın çiftleri santrale giden ana kabloya bağlanıyor. Demet kalınlaşıyor ama içindeki her çift hâlâ tek bir aboneye ait ve santraldeki ana dağıtım çatısında (MDF) sonlanıyor.
  3. Ayırıcı sesi veriden ayırıyor. Santraldeki ayırıcı ilk 4 kilohertzi telefon şebekesine, 25 kilohertzin üstünü DSLAM'a veriyor. Evde de aynı iş yapılıyor: ayırıcı ya da mikrofiltre sesi telefona, üst bandı modeme veriyor.
  4. Erişim ağı kenar router'da bitiyor. DSLAM yüzlerce hattın verisini toplayıp operatörün ağına veriyor. Modemin açtığı oturum BNG denen kenar router'da sonlanıyor; erişim ağı orada bitiyor, operatörün omurgası orada başlıyor.

Bandın ne kadarının veriye açıldığı kuşaktan kuşağa değişti:

kuşaküst frekans sınırıtipik en yüksek downstream
ADSL1,1 MHz8 Mbit/s
ADSL2+2,2 MHz24 Mbit/s
VDSL12 MHz52 Mbit/s
VDSL2 profil 17a17,7 MHz100 Mbit/s
VDSL2 profil 35b35,3 MHz300 Mbit/s
G.fast106 / 212 MHz1 Gbit/s

Tablonun anlattığı tek şey var: her kuşak bir öncekinden daha yükseğe çıkıyor. Hız artışı yeni bir buluştan değil, daha geniş bir banttan geliyor; 53. bölümdeki Shannon sınırının dediği gibi, bant doğrusal getiri veriyor.

Ders kitaplarının DSL için verdiği “24-52 Mbit/s indirme, 3,5-16 Mbit/s yükleme” aralığının iki ucu da bu tablodan çıkıyor. Alt uç ADSL2+: 24 megabit indirme, upstream bandını 276 kilohertze kadar genişleten Annex M kipiyle de 3,3 megabit yükleme. Üst uç ilk VDSL: 52 megabit indirme, 16 megabit yükleme. İkisi de standardın tavanı ve ancak santrale çok yakın bir hatta görülür; sebebini bir sonraki bölümde göreceksin.

Adlardaki A harfi (asymmetric) de bir tercihtir. ADSL’de downstream’e 224, upstream’e 26 şerit düşer. Asimetri kastidir, çünkü ev kullanıcısı indirdiğinden çok daha azını gönderiyordu. Bu tercihin bedelini yıllar sonra video görüşmesi ve bulut yedeklemesi ödedi. Tarifeler bugün fizikten de keskin: Eylül 2026’da Türk Telekom altyapısı üzerinden satılan 100 megabitlik bir tarifede yükleme hızı 4 megabit, yani yirmi beşte bir. Bu oranı hat değil sözleşme koyuyor.

DerinleşmeHız neden şerit sayısıyla bit sayısının çarpımı?

Bir şerit saniyede 4.000 sembol taşıyor ve her sembolde o şeride yüklenmiş bit sayısı kadar bit gidiyor. Yani tek bir şeridin hızı, taşıdığı bit sayısının 4.000 katı: on beş bit taşıyan bir şerit saniyede 60 kilobit veriyor.

ADSL2+ downstream’de 480 şerit kullanır. Hepsi on beşer bit taşısa toplam 28,8 megabit çıkardı; standardın 24 megabitlik tavanı buradan gelir, çünkü şeritlerin bir kısmı kontrol bilgisine ve hata düzeltmeye ayrılır ve üst uçtaki şeritler zaten hiçbir zaman dolu taşımaz.

Buradan doğrudan bir sonuç çıkıyor: bir DSL hattının hızını artırmanın iki yolu var. Ya şerit sayısını artıracaksın (daha geniş bant, yani daha yüksek frekans) ya da şerit başına bit sayısını, yani daha temiz hat. İkincisinin tavanı düşüktür ve hattı yenilemek gerekir. Bütün DSL kuşakları bu yüzden birinci yolu seçti.

Özet

  • Erişim ağı evden ilk router’a uzanır: evdeki modemi operatörün sonlandırıcısına, oradan kenar router’a bağlar; DSL’de sonlandırıcı DSLAM’dır.
  • Her dairenin kendi çifti var: abone hattı binadan saha dolabına, oradan santrale kadar tek bir aboneye aittir; demet kalınlaşır ama çift paylaşılmaz.
  • Çevirmeli modem ses kanalında kaldı: 3.100 hertzlik bantta Shannon tavanı 36 kilobit civarındaydı; 56 kilobit santralin sayısal tarafından dolanarak geldi.
  • Boş bant: telefon hattı yalnızca ilk 4 kilohertzi kullanıyordu; DSL sesi yerinde bırakıp üstündeki boşluğu veriye veriyor, iki uçtaki ayırıcılar da ikisini ayırıyor.
  • Şerit şerit taşıma: bant 4,3 kilohertzlik şeritlere bölünür, her şeride kendi temizliği kadar bit yüklenir ve hat hızı bu bitlerin toplamıdır.
  • Hız bantla geliyor: ADSL2+ 2,2 MHz ile 24, VDSL 12 MHz ile 52 megabite çıkıyor; her kuşak daha yüksek frekansa tırmanarak hızlandı.

Aynı standartla bağlanan iki komşudan biri 24 megabitte senkron olurken öteki 7 megabitte kalabiliyor. Tel aynı cins, modem aynı model, tarife aynı. Peki aradaki farkı ne açıyor?

60. bölüme devam et: DSL'de Hız ve Mesafe